
Su fakiri iller listesinde ilk sırada yer alan Aksaray’da son bir aydır etkili olan yağışlar yüzleri güldürürken ildeki tahliye kanalları suya kavuştu.
Geçmişteki nüfus ve şehrin büyüklüğüne göre planlanan bu kanallar son dönemdeki büyüme ile şehrin merkezinde kalmasına rağmen ne yazık ki alınması gereken tedbirler bir türlü alınamıyor.
Özellikle Yavuz Sultan Selim Mahallesi ile Zafer Mahallesinden geçen kanallar insan sağlığı için büyük risk oluşturmasına rağmen bu güne kadar bu kanallarla ilgili bir çalışma yapılamazken özellikle sulama döneminde eksik güvenlik tedbirleri ile onlarca çocuğun ölümüne neden olan sulama kanalı ile Yavuz Sultan Selim Mahallesinden geçen tahliye kanalı konusunda hiçbir adım atılmaması ihmalin boyutunu aleni şekilde ortaya çıkartıyor.
Meydana gelen her felaketten sonra görme veya işitme engelli taklidi yapanlar bu konuda alınması gereken tedbirler konusunda bir tek açıklama yapma gereği bile duymuyorlar.
Küçük sanayi sitesinin taşınması ve OSB’nin de genişlemesi ile binlerce aracın geçiş güzergâhı olan kanalı çevreleyen bir metre bile bariyer olmaması, yine çocukların bu kanala girmemeleri için tel ile güvenlik tedbiri alınmaması o kanallar konusunda yetki sahibi olan kurumun ili ne kadar önemsediğini ortaya koyuyor.
Şimdi birileri çıkıp “Aman çok mu önemli bu konu” diyebilir ama bizler gazeteciler olarak bu kanallarda yaşanan ölümler sonrası ailelerin düştükleri duruma şahit olmuş ve benzeri kazalarda insan ölümlerinin de olabileceğini en bilen kişiler olarak alınmayan tedbirleri açıkça görüyor ve buna şahitlik ediyoruz.
Eğer bugün bu tedbirsizliği ses çıkartmadan “Acı çekenler acıları ile yaşasınlar bize ne” dersek o zaman Aksaray’ı ve Aksaray’ın insanlarını önemsemediklerini kanalların çevresinde almadıkları tedbirlerle gösteren insanlardan hiçbir farkımız kalmaz.
Bu kanala düşecek olan bir çocuk veya bir araç içerisinde bir kişi hayatını kaybedebilir.
Islahı doğru düzgün yapılmayan özellikle de Yavuz Sultan Selim Mahallesindeki tahliye kanalı artık insanların yaşamaya çalıştıkları alanlarda her türlü mikrop yayılımına sebep olurken salgın riskini de artırıyor.
Yine bu bölgede oluşan kötü koku nedeniyle insanlar evlerinin pencerelerini bile açamazken bu güne kadar bu sorunu dile getirmemize rağmen ne yazık ki her sorunumuzda olduğu gibi atılmış bir tek adım yok.
Büyük şehir olma yolunda ilerleyen, OSB’si ve inşaat alanlarıyla her fırsatta övünenler ildeki bu riskleri görmezden gelerek Aksaray’ı yok sayan kurumun da ekmeğine yağ sürüyorlar.
Yıllardan beri Aksaray’da şubesi olan bu kurumun bu kanalları ve kanallarda yaşanan boğulma ve kazaları görmemesi veya haberdar olmaması mümkün mü?
Elbette değil ama bu kuruma yapması gereken işlerin hatırlatılmaması nedeniyle Zafer Mahallesindeki sulama kanalının her yeri kırk yamalı bohça gibi yeni felaketlere zemin hazırlarken Yavuz Sultan Selim Mahallesindeki durum her yönden tam anlamıyla rezaletin fotoğrafı değil mi?
Elbette bu eksikler bu sene ve önümüzdeki seneler de giderilmeyecek ve yine ateşler düştüğü yeri yakarken koskoca bir Mahalle evlerinin kapı ve camlarını açabilmeyi en büyük nimet sayarak yetkililerden hizmet etmelerini umut edecek.
Ne diyelim bu kadar hastalık yayan, kokusu ile koca bir Mahallenin kapılarını hava girmesin diye kapalı tuttuğu ve bir metre bile bariyer ile tel örgü olmayan bu tahliye kanalı ülkenin diğer 80 ilinde olsa bu ne olurdu?
Özetlemek gerekirse Aksaray’da olan bu sorun yıllardır görünmediği gibi bu sorunu görmek için her iki kanalda yaşanan ölümler bile yetkili kurumu harekete geçirmeye yetmedi…









Yorum Yazın