Tarım ve hayvancılık kenti denilmesine rağmen ne tarımda ne de hayvancılıkta istenilen noktaların yakınına bile gelinemeyen, sorunları çözülmek yerine hep ötelenen üreticilerimiz “Çalışa, çalışa batıyoruz” isyanlarını sürdüredursunlar hayvancılık adına daha önce hiç denenmemiş devrim niteliğinde bir girişimde bulunulmuş.
“Bulunulmuş” diyorum çünkü bende meraklıları gibi gazetecilerimizden öğrendim.
İldeki küçük ve büyükbaş hayvancılığının kurtuluşu olarak daha önce denenmemiş bir yöntem hayata geçirilmiş.
Afganistan’dan ithal edilen çobanlar sözleşmeli ve sigortalı olarak binlerce hayvana bakacak, ildeki tarım ve hayvancılığın potansiyelini zıp, zıp zıplatacakmış.
Bugüne kadar yerli çobanlarla bir arpa boyu yol ilerleyemeyen üreticilerimiz umutlarını yurt dışından getirecekleri ucuz iş gücene bağlamışlar.
Ya da haber ülke gündemine bu şekilde servis edilmiş.
Ne diyelim ne tarım ne de hayvancı olarak tüm üreticilere hayırlı olsun dileklerimi iletirken eski bir tabirle “İstemeyenin de gözü çıksın” demekten kendimi alamadım.
Bu Afgan çoban fikri neden bu güne kadar kimsenin aklına gelmedi de neredeyse 200 bin liraya yakın bedeller bizim yerli çobanlara ödendi? Diye sormak açıklamayı kayda alan Aksaray’ın gerçek gazetecilerinin aklına gelmese de ben sormak isterdim.
Bugün ildeki çiftliklerin kaç tanesinde yerli çoban çalışıyor? Diye sormak isterdim.
Bizim yerli çobanları bulamayanların yerli çobanlara ne olduğunu bir defa dahi merak edip etmediklerini de sormak isterdim.
Yine bu yerli ve pahalı çobanların adlıkları anormal ücretler karşısında “İthal çoban” projesini hayata geçirenlerin bizim yerli üretimdeki etlerin ithale göre çok daha pahalı olmasına karşılık ithale neden karşı çıktıklarını da sormak isterdim.
Bu getirilen çobanların oturma izni, yani oturum belgelerini aldıktan sonra ne kadar süre daha o mandıra ve ağıllarda tutulabileceğinin hesabının yapılıp yapılmadığını da sormak isterdim.
Orada olan ve açıklamayı ayrıcalıklı olarak kayda alan meslek büyüklerimin soramadığı bu soruları sormak isterdim ama ildeki ulusalcı sevdası aklıma gelince artık başka kulvarda olduğumu ve yazdıklarımın da bir önemi olmadığı için bunları sorup da muhatapları kızdırmayayım diye sormayayım.
Ama geçmişte gazeteci sayıldığımız dönemlerdeki gelinen sürece baktığımda;
Seneler önce yine Afganistan başta olmak üzere o bölgelerden kaçak yollarla gelen ve “Karın tokluğuna bile çalışırız abi” dedikleri için yol verilen yerli çobanların seneler içerisinde tamamen sahadan çekilmesinin ardından Afgan çobanların belirlediği piyasada perişan olan üreticilerin açıklamalarının aksine kaçak göçmenlere karşı, ithal göçmen kartını çektiklerini görüyorum.
Ucuz işgücüne kavuşarak hayvancılıkta devrim yaparak uluslararası kategoriye çıkan kıymetli üreticiler elbette bu kadar önemli bir açıklamayı Aksaray’ın yerellerine değil ulusalcılarına vererek yerelde çalışıp, yerelde kazanıp ulusala göz kırparak, hedeflerinin ulusal lig olduğunu da gösterdiler.
Ne diyelim zaten Atalarımız her konuda konuştuğu gibi bu konuda da “Çivi, çiviyi söker” demişler ve üreticilerimiz de açıklananın aksine yerli çobanlardan kurtulmak için değil Afganlı çobanlardan kurtarmak için Afganlı çobanlar getirmeye karar vermişler.
Bunlar sadece asgari ücrete çalışıp ülkede kaldıkları sürece de o çiftliklerde sığınmacı olan hemşerilerinin 4 veya 5’te bir fiyatına üreticilerimizi ihya edecek.
Yapana da, çalışana da hayırlı ve uğurlu olsun.
Allah bol kazanç versin.
Darısı artık inşaat, gıda, temizlik, tekstil, sanayi, eğitim, sağlık, güvenlik, basın ve siyaset gibi sektörlerin başına…
Yorum Yazın