Dünya’da gündemi de, ana sorunları da en çabuk değişen ülke durumuna geldik.
Bu başarı da zaten sadece bizim gibi bir ülke tarafından yakalanabilirdi.
Her sabah yeni bir güne başlarken yeni evden çıkana kadarki gündemimiz ile eve tekrar girene kadar gündemimiz en az iki defa değişirken ülke gündemi ise gün içerisinde benzeri sayılarda değişiyor.
“Başımıza taş yağacak” dediğimiz konuların unutturulması sadece 3-5 saat kadar sürüyor.
Magazini seviyor, günlerce bir sosyal medya fenomeninin korumasının öldürülmesini evimizin içerisinde bizlere dert edenler bizlerin sorunlarını bir defa dahi sundukları magazin kokan haber saatlerinin bırakın içine sokmayı kenarından bile geçirmiyorlar.
Televizyon başında bu haberleri izleyen kitle koruma olduğu iddia edilen kişinin ölüm nedenini kendi konu komşusunun ölüm nedeninden daha fazla merak edip araştırmaya başlıyor.
“Yasa dışı ve Yasal” olarak ayrılan kumar operasyonlarında her gün yeni dalgalar olurken haber kaynaklarında dile getirilen rakamlar dudak uçuklatan cinsten olmasına karşılık bu düzene bu güne kadar neden kimsenin çomak sokmadığını sorgulayamıyor bile.
Yine İstanbul’dan ve ülkenin çeşitli şehirlerinden adları sıkça söz edilmeye başlanılan haraç çeteleri ile illegal suç örgütleri, Anadolu’nun küçük şehirlerinde mafya ve çete dizilerini izleyip uzun hayaller içerisine dalan kitlenin de harekete geçmesine neden olmasına rağmen, bunu sorgulamak yerine yine bu tipleri haber kanallarıyla her gün, yine evlere ve cep telefonlarına sokanlar çürümenin de önünü açtıklarını bile bile bu rezilliklere devam ediyorlar.
Sabah veya akşam programları adı altında özellikle orta yaş üzeri kadınlarımız ile emekli olmuş erkeklerin tamamına yakınını ekran başında hipnotize eden ve türlü rezillik ile saçma sapan ilişkileri ifşa ederek her türlü rezilliği normalleştiren programların izleyici kitlesi ile reytinglerine baktığımızda kültürel ve ahlaki değerlerimizin ne kadar dibe indiğini anlayabiliyoruz.
Bu kadar çabuk gündemin değiştiği, böyle rezilliklerin normalmiş gibi televizyon ekranlarında haftalarca konu edildiği, sözde bir Anadolu kadınının televizyon ekranında, olayı anlatırken tuvalet sahnesini bile gerçekleştirdiği süreçte daha neler göreceğimizi bir gazeteci olarak ben bile tahmin edemesem de tahmin ettiğim şey, uzak olmayan günlerde bizleri hiç iyi bir sürecin beklemediğidir.
Anadolu tabiri ile Ebesinden ve dedesinden izledikleri rezillikleri ve yorumları gören, annesinden ve babasından güne uygun sorunları dinleyen, adına alfabeden harf beğenilen bir kitlenin de türlü bahaneler ile aynı televizyon ekranlarındaki kokuşmuş düzeni sağlamaya çalışması neden şaşırtıyor?
Ülke olarak hep birlikte kokuşmuşluğumuzu burunlarımız tıkalı şekilde izleyip kusur ve kabahati hep başkalarında aramıyor muyuz?
Akşam izlediğiniz haberlerde kendi derdinizden ve ülkede yaşanan sıkıntılardan kaç cümle duyabiliyorsunuz?
Yani hep birlikte, tuzu bile kokutma başarısını gösterdiğimiz bir çağda, yok oluşunu bizler kadar keyifle izleyen başka bir toplum daha var mıdır yeryüzünde sizce?
Yorum Yazın