
Rahmet ve bereket ayı olarak gördüğümüz ve paylaşmanın öneminin vurgulandığı Ramazan ayında gelenek haine getirilen iftar sofraları kurulup vatandaşlar aynı sofralarda ellerini semaya açarken bir de bir yerlerde iftihar sofraları ile gövde gösterileri yapılıyor.
Raman ayının manevi atmosferini yanlış anlayanlar reklamları uğruna kurdurdukları onlarca çeşitten oluşan iftar olmasa bile iftihar sofralarını açlık sınırının altında yaşamak zorunda kalan milyonlarca insanın gözüne sokmaya devam ediyorlar.
Kurulan sofralar bir iftar sofrasından çok davet edenin statü göstergesi bir argüman olmaya başlayınca Ramazan ayında kurulan bu sofranın adı gibi tadı da bir anda değişiveriyor.
Evlerine davet edecekleri insanlara alabilecekleri kırmızı etten geçip tavuk hesabının bile içerisinden çıkamayan ahali ise daha adını bile duymadığı çorbaları, yemekleri ve tatlıları TV ekranlarından izlerken içerisinden bir yerlerden türlü intizarları da peş peşe sıralıyor.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” hadisini bile yanlış anlayan bu insanların kurdukları iftihar sofraları ile vatandaşın kurduğu iftar sofraları arasında elbette bir harften fazla fark olduğu için olsa gerek halk ile kurulması gereken köprüler bir türlü kurulamıyor.
Vatandaş bir kilo domatesin, bir pidenin veya bayramda alacağı bir kilo şekerin hesabını yetiştirmek adına her gün yeni hesaplar yaparken, sahur sofralarından her sene daha çok fedakarlık yaparken bir yerlerde statülerini göstermek isteyenlerin kurdukları iftihar sofralarını bu halkın gözüne sokma çabasını anlamayan birisi olarak gerçekten “Ramazan ayını çok yanlış anlamışsınız” demekten başka hiç ama hiçbir şey gelmiyor elimden.
Açlık ve yoksulluk sınırının altında maaş alarak yaşamaya çalışan asgari ücretliler ile işçi emekliler artık birilerinin itibarı ile övünmeyi çoktan bırakmış durumda. Bunu bile görüp duymayanların kurdukları adı iftar ama amacı iftihar sofrası olan sofralarınızı bu ayda bari milletin gözüne sokmasanız, bu sofraların ne kadar gerekli olduğunu bir yerlerde savunmaya kalkmasanız sizleri anlamaya çalışırım ama yaptıklarınıza baktığımda artık sizleri anlamak ve dinlemek bile gelmiyor içimden.
Tarih her şeyi yazdığı gibi bu günleri de elbet yazacak ama her şeyden önemlisi huzura çıkıldığında kayıt altına alınan bu hakların hesabı da kulları tarafından güçleri yetmediği için sorulamasa da Allah tarafından sorulacak.
Emekliye bin lira bayram ikramiyesine gücümüzün olmadığı bir ortamda, milyonlarca insanın açlık sınırının altında bir o kadarının da yoksulluk sınırı altında kaldığı, ülkedeki her 2 insandan 1’sinine fitre ve zekat düşer hale geldiği bir ortamda kurulan bu iftihar sofraları sayesinde davetlilerin yüzlerini güldürüyorsunuz da televizyon ekranlarında izlediği ve adını bile duymadığı yiyecekleri gören 3-5 yaşındaki çocuğun duygu ve düşünceleri ile onu yetiştiren anne ve babaların ettiği ahlardan haberiniz bile olmuyor.
Keşke o iftihar sofraları yerine bir iftar sofrası kursaydınız da, o sofralarda eti bayramdan bayrama gören insanları ağırlayıp sofranın adını da iftar sofrası koysaydınız.
İşte o zaman bugün yediğiniz hurmaların hesabını hak talanın huzurunda çok daha rahat verirdiniz.
Tabi bunun verileceğine olan inancınız varsa…









Yorum Yazın