
Yurt genelinde devam eden ekonomik kriz kimilerini batırırken kimilerini de artık yavan ekmeğe bile muhtaç etmiş durumda.
Nereye ve ne zamana kadar gideceğini artık hiç kimsenin bilmediğine emin olduğum kriz ortamında birilerinin cepleri dolmaya devam ediyor.
Kimileri de halk ekmekte ekmek fiyatı araştırması yaparken alışverişe gittikleri esnaflara kin ve nefretlerini kusma derdine düşmüş durumda.
Birileri Ankara’da baretleri ile açlık grevi yaparak emeklerinin karşılığını isterken, kimileri de o işçilere haklarını verdirmemek için tüm nüfuzunu sonuna kadar kullanıyor.
Aksaray’ın kafeler caddesindeki ışıltılı hayatlarını yaşayan, her gece binlerce hesap ödeyenleri vergi listelerinde göremesek de cemiyet ortamlarında “Saygın iş insanı” rozetleri ile dolaşmaya devam ederken yine bu caddede dolaşan bunların çocuklarının araçları da her birimizin refah seviyesini gösteriyor.
Sizlerin ya da bizlerin o araçlara binmesinin bir önemi olmasa da birileri o araçlar ile Aksaray’ın ekâbir takımını göstererek her birimizi çok zengin olduğumuza ikna etmeye çalışırken hepimizin beyinsel sıkıntısı olduğunu da alenen olmasa da savunma ve saldırıları ile hepimizin yüzüne açıkça çarpma haklarını kendilerinde buluyorlar.
Bu ülkede olduğu gibi artık kazananı, kesesi dolu olanı, işi gücü tıkırında olanı yani zenginleri doyuramama, onlara yetememe gibi sorunumuz oldu.
Bu dünya üzerindeki kaç milletin bizimkisi gibi asil bir sorunu vardır bilmiyorum ama bu durumu halk ekmek sırasında savunmaya kalkanları gördüğüm zaman “Biz daha beterini de hak ediyoruz” demekten başka da pek bir şey gelmiyor elimden.
Yazımın başlığında da dediğim gibi bizim ülkemizin fakirinde sıkıntı yok.
Halk ekmek büfesinden ekmeğini alır,
Köyden gelen bulgurunu pişirir pilav eder,
Sosyal yardımlar ile hısım akrabanın yardımlarından gelenleri de yanına katık eder bir şekilde karnını doyurur ve şükür eder.
Sonra TV karşısına geçerek “Biz çok iyiyiz diyerek”
-Almanya’nın aç kaldığını,
-İngiltere’dekilerin açlıktan ağaç kemirdiklerini,
-Hollanda’dakilerin kanallar içerisinde balık avlayarak karınlarını doyurmaya çalıştıklarını,
-Fransa’dakilerin ise 3 günde bir yemek yediklerini izledikleri kaynaklardan duyarak karınlarını ovaladıktan sonra şükür ederler.
Ama zenginlerimiz öyle mi?
Elbette hayır, onların sorun ve sıkıntıları fakirlere göre çok daha fazla.
-Onlar daha çok kazanmalı.
-Onlara daha fazla verilmeli.
-Keseleri daha çok dolmalı.
-Daha iyi arabalarda gezmeli.
-Çocuklarına çok daha iyi gelecek hazırlamalı.
-Daha iyi ortamlarda yaşamalılar.
-Daha az, mümkünse de hiç vergi ödemeyip, devletin her türlü imkân ve teşviklerini de sonuna kadar kullanmalılar.
Demem o ki kıymetli okurlar yıllardır her platformda paylaşılan şu cümle geldiğimiz durumun özeti gibi;
Yoksulları doyuramadığımız için değil, zenginleri doyuramadığımız için açlık ve sefalet var…
Özetle; Doymadılar, Doymuyorlar ve de Doymayacaklar…








Yorum Yazın