21 Mayıs 2026 tarihinden beri Cumhuriyet Halk Partisinde olup bitenleri hayretler içerisinde partili olmasak da izliyoruz.
21 Mayıs 2026 tarihinde mahkemece verilen butlan kararının ardından tek hedefi ana muhalefet lideri olmak olan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, mahkemenin “4-5 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP’nin 38’inci olağan kurultay” davasında şaibe olduğu ve CHP’de yönetim dahil olmak üzere her şeyin bu tarihten önceki şekline dönmesi yönünde verdiği butlan kararı ile görevlerine tekrar iade edildiler.
Elbette yargı karar verir ve her kim olursa olsun bu karara uyar.
Ama burada tuhaf olan şey bana göre bu sürecin sonunda başladı. Butlan yönetimi nasıl ki kendileri 4 Mayıs 2023 tarihinden önceki şekli ile görevlerinin başına geliyor ve sonrasındaki tüm kurultaylar geçersiz sayılıyorsa il yönetimleri ile parti delegelerinin de o güne dönmesi gerekmiyor mu?
İşler buraya gelince birazcık değişim gösteriyor. Elbette 4 Kasım tarihinde kurultayda genel başkanlık seçimi için kendisini seçmeyen delegeler ve il yönetimleri ile yola devam etmek istemeyen yönetim, butlan yetkisi ile il yönetimlerini peş peşe görevden alırken demokrasinin gereği olarak gördükleri “Sadece kendilerine oy verecek” olan isimleri görevlendirmeye başladılar.
Hani yüce mahkeme her şeyi 4 Kasım tarihinden önceki döneme çeviriyor ve butlan yönetimine yargı süreci tamamlanana kadar o görevine iade ediyordu.
Şimdi kafaların karışmasına neden olan şey parti genel başkanı gibi il başkanları, parti delegeleri ve bu kurultaylarda yetkili olan herkesin aynen 4 Kasım tarihindeki gibi görevlerinin başında olmaları gerekmiyor mu?
Elbette gerekiyor ama ne yazık ki olası bir mahkeme kararı sonrası yapılacak olan kurultayda butlan yönetiminin yeniden sandığa gömülme ihtimaline karşılık post modern demokrasinin gereği il yönetimleri tek, tek görevden alınarak Butlan başkan Kılıçdaroğlu’na yakın isimler yani kendisine kesin bir şekilde oy vereceğinden emin olunan isimler görevlere getiriliyor.
Bu kadar tepki ve eyleme karşı bu görevi kabul edecek cengaver var mıdır? Derseniz.
Bizim ülkemizde insanların hak etsin ya da hak etmesin koltuğa olan saygı, sevgi ve inançlarına baktığımda atansa bile ağızlarından “demokrasi” sözcüğünü düşürmeden binlerce insan olduğunu bakıldığında bu durum hiçte zor değil.
***
Aksaray’da da butlan yönetimi tarafından il yönetimi sonrasında da kadın kolları başkanı ve yönetimi görevden alınarak Kılıçdaroğlu’na sadakati, partisine olan sadakatinden bile fazla olan isimlerin göreve gelmesi için beklenen süreçte nihayet sona erdi.
Butlan yönetimi tarafından geçmiş dönemlerde partide çeşitli görevlerde bulunan Cansu Bülbül partinin atanmış il başkanı olarak görevlendirildi ve kendisi de bu görevi, açıklamasına baktığımda büyük bir memnuniyet ve heyecanla kabul ettiğini paylaştı.
Partisi için en iyisini yapacağını, bölünmek yerine birleştiren olacağını da açıklamasında beyan etti.
Ne diyelim atama da sonuçta bir görevdir ve kendisine seçilememesine rağmen atandığı görevinde başarılar diler ve bir gazeteci olarak bu insanları nasıl birleştireceğini merakla takip edeceğiz.
Atamanın yapıldığı andan itibaren CHP’li olduğuna emin olduğum yüzlerce ismin yaptığı yorumlara baktığımda CHP’nin artık kesin bir şekilde birleşme yerine ayrıştığını ve bölündüğünü görüyorum.
CHP’nin seçilmesine rağmen görevden alınan genel başkanı Özgür Özel’in açıklamalarına baktığımda ise önümüzdeki 1-2 hafta içerisinde yeni partinin de kurulacağından artık emin gibiyim.
İlk seçimlerin ardından baraj altında boğularak kıyıya vuranların “Kandırıldık, affedin” diyerek günah çıkartacaklarını bugün tarihli yazımda kaleme alıyor ve post modern, darbeler ile demokrasilere halkın geçmişte nasıl karşılık verdiğinin geçmişteki örneklerine bakılmasını istiyorum.
Bugün atılan adımlar ve yapılan icraatlara baktığımda “Butlan yönetiminin CHP ve CHP’liler için bir Buhran” haline geldiğini hep birlikte izliyoruz.
Cansu hanımın ilerleyen günlerde nasıl bir yol izleyip kendisinden nefret eden insanları nasıl yeniden CHP çatısı altında toplayacağını ve CHP’nin kaybedeceği kesin olan ilk genel seçim ya da referandum sonunda yol arkadaşlarının hangisinin yanına gidebileceğini de hep beraber oturup izleyeceğiz.
CHP’li olmayan, siyasete girmeyen ancak demokrasiye inanmak isteyen bir gazeteci olarak yayın organlarımın atanmış bir yönetici yerine sandıktan çıkmış yönetimi muhatap alacağının bilinmesini isterim.
Yazının başında da dediğim gibi Butlan yönetimi olacakken, Buhran yönetimi haline geldiler…
Yorum Yazın