
Hani eskiler hep derdi ya “Nereye gidiyor bu gençlik?” işte bu sorunun cevabını yıllarca bulamadığımız için bu günleri yaşıyoruz.
Eldeki tüm değerlerimizi 30-40 yıl içerisinde tüketip yok ettik.
Utanma duygusu başta olmak üzere tüm değerlerimizi çok kısa sürede harcayarak bugünkü nesli hep beraber yarattık.
Bu konuda sağda, solda kusurlu aramak bu güne kadar yaptığımız gibi yine işin kolayına kaçmak olacağını bile, bile halen bir yerlerden birilerini günah keçisi ilan etmek için çaba içerisine girmedik mi?
Daha iki gün önce bir okulda 1’i öğretmen 8’i öğrenci çocuk denilecek yaştaki canlar soğuk bedenleri ile ailelerine teslim edilmedi mi?
Bunun sorumlusunu başka yerde arama gayretine hep birlikte girmedik mi?
Kimimiz dizileri,
Kimimiz sosyal medyayı,
Kimimiz bilgisayar oyunlarını,
Kimimiz ise kendimizden başka önümüze gelen herkesi suçlamaya çalışarak yine kolaya kaçmadık mı?
Nerede kaldı geçmişteki verilen aile terbiyesi, dürüstlük, utanma duygusu, saygı kavramı?
Bu değer ve kavramların olmadığı bir yerde nasıl olur da sağlıklı, saygılı ve sağlam bir nesil yetişebilir ki?
Geçmişte “Eti senin kemiği benim” denilerek teslim edilen okullar ile meslek edindiren iş yerlerinin yanlış olduğunu düşünerek “Benim çocuğum her zaman haklıdır ve dokunulamaz” dediğimiz bir sürece geçmedik mi?
Her zaman haklı olan çocuklarımızın ileride nasıl bir insan olacaklarını hesaplamadan adımlar atarken ne yazık ki bir nesli yok etmedik mi?
Daha 2 gün önce 9 can gitmişken her birimizin hala sorumluları başka yerlerde arama girişimi bu yazdıklarımın karşılığı değil mi?
Annesine, babasına, komşusu ve çevresindeki arkadaşlarına saygısı olmayan bir çocuğun yaptıklarına çocukluk çağında gülerek destek olmadık mı?
Yapılan eylemlerin yanlış olduğunu ifade etmeye çalışan insanları düşman gibi görüp, akrabalarımıza küsmedik mi?
“Ben yemedim çocuğum yesin, ben görmedim çocuğum görsün” düşüncesi ile büyüttüğümüz çocuklarımızın hepsi olmasa da bir kısmı ne yazık ki bugün yaşadığımız hayatları bizlere layık görmeye başladılar.
Geldiğimiz süreçte bundan sonra atacağımız adımlara bakmalı,
Okulları daha güvenli hale getirmeli,
Sorunlu görülen çocuklar ile gençleri uzman hekimler eşliğinde dinlemeli ve gerekli tedbirleri almalı,
Okul kapılarında olması gereken ve 2-3 sene önce mali sıkıntılar nedeniyle kaldırılan güvenlikleri tekrar okul kapılarında istihdam etmeli,
Evlerdeki silah ve diğer yaralayıcı aletleri daha korunaklı alanlarda muhafaza etmeli,
Okullarda öğretmen ve diğer görevlilere saldırıyı kendinde hak gören sözde veli veya daha değişik kişileri de indirimsiz hapis cezası ile cezalandıracak yasal düzenlemeleri hayata geçirmeliyiz.
Bu başımıza gelenlere rağmen “Ne yapmamız gerekiyor?” dan çok halen suçlu arıyorsak bu bize ders olmamış demektir.
Unutmayalım ki o katliamı yapan gencin annesi de, babası da herkesten fazla acı çekiyor.
Hem giden canlar için,
Hem çocuklarının yaptığı eylem için,
Hem de toprağa giren çocukları için.
Yazının başında da dediğim gibi; Bu nesil her birimizin ortak eseri ve kimse sağda solda suçlu arayıp tüm olan biteni kendi evlerinin dışındaki kişilere veya başka yerlere bağlamadan tedbirlerini almalı.
O çocukları net bir şekilde gözlemlemeli ve toplum kuralları ile ahlak eğitimlerini zorlama ile de olsa üzerine basa, basa vermeli.
Bunu hep birlikte başaramadığımız sürece Allah göstermesin ama bunun gibi olmasa da değişik felaket haberlerini çok görür ve hep birlikte yine aynaya bir defa bile bakmadan suçluları hep başka yerlerde ararız.
Özetle son dönemde sosyal medya platformlarında karşıma çıkan bir görseli sizle paylaşmak isterim;
Eli kelepçeli mahkeme kapısında Jandarmalar arasında beliren çocuk yaştaki 2-3 çocuğun aile bireyleri bunu büyük bir şerefmiş gibi çekerek altına ekledikleri “Ona kelepçe takan polisler bile hayrandı” cümlesi eşliğinde tuhaf bir müzik ile sanal âlemde kelepçeli çocuğundan utanmak yerine gurur duyarak paylaşıyorsa, kesinlikle tuz kokmuş demektir.









Yorum Yazın