
Dümen nedir diye soranlar olacaktır elbette ama eskiler dümenin, fırıldağın ve daha pek çok terimin ne demek olduğunu iyi bileceği, gençlerimizin de araştırma yeteneklerinin çok iyi olduğunu bildiğim için bu konuyu açmaya girmeyeceğim.
Son yıllarda güzel şehrimiz Aksaray’da insanlarımızın bir kısmının koltuk ve makam sevdaları aldı başını gidiyor.
Protokolde oturma, birilerine yakın olma ve “Başkanım” sıfatını çok sevene birileri geçmişte de dediğim gibi ili dernekler, vakıflar, cemiyetler ve daha nice isimdeki içi boş kuruluş çöplüğü haline getirdiler.
İlde bu konularda gerekli denetimlerin yapılmaması ve yasal düzenlemelerin de olmamasını fırsat bilen şehrimizde kaç tane başkan olduğunu bile bir kişinin bile olduğunu düşünmüyorum.
Hatta Sayın Valimiz derneklerden sorumlu il müdürüne “Bu ilde kaç dernek ve kaç başkanı var?” dese bunun bile cevabı bir yerlere bakmadan söylenemez.
Açtıkları ve hedef koydukları topluluklardan çok cemiyet adamı olmak için ve sadece “Başkan” desinler diyerek dernek kuranlara ilimizde bu güne kadar insanlara “Siz ne işe yararsınız?” sorusunu sorma cesaretinde olan ne bir siyasetçi ne de bir tane bürokrat oldu.
Her toplantıda başköşelere oturtulan kelli, felli ağalara methiyeler düzen siyasetçilerimiz o kalabalığı göstererek “Aslında tüm STK’lar kapatılmalı” diyerek iş yapan sivil toplum kuruluşlarından rahatsızlıklarını dile getirseler de bu kokuşmuş dernek düzeninden bir kez dahi şikâyet etmezler.
İş yapan dernek veya sivil toplum kuruluşlarının paçasında gezen insanların “Bende başkan olmalıyım, bana da başkan demeliler” hedeflerini en kolay yerine getirecekleri yer olan dernekler müdürlüğüne verilecek bir başvuru ile sokakta rica ile bulunacak 5-6 ismin TC numarası ile Aksaray’ın yeni bir başkanı daha olursa durum bu süreçten farklı olmaz elbette.
İlimizde sadece yönetmeye aday insanların başkanlık sevdalılarına bakan ahalinin de “keramet başkanlıkta” diye düşünmesinden daha doğal bir şey yoktur elbette.
En basit örneği yine kendimizden verecek olursam ben bir gazeteci olarak ilde 8 gazete, 6 radyo ile ciddi olarak 7-8 tane internet haber sitesinin olduğunu bilerek kaç tane gazeteciler cemiyeti ve başkanı olduğunu tam olarak bilmiyorum.
En son hatırladığım sayımız 10’u aşmış ve yukarı doğru ilerliyordu. İlde gazeteciler ile ilgili yapılacak olan basın programlarında ev sahipleri cemiyet başkanlarını oturtacak yer bulamıyor.
Onları oturtacak yer bulsalar bu kez de “Sen yakına, ben uzağa oturdum” kavgasına da sebep oluyorlar.
İnanın ki gazeteciler veya internet siteleri cemiyetleri ve başkan sayısı olarak İstanbul, Ankara, Konya, Kayseri, İzmir, Antalya, Gaziantep, Diyarbakır, Van, Trabzon ve daha sayamayacağım tüm şehirlerarasında liderlik bizde.
Sahada koşturan gazeteci sayısından fazla cemiyet ve başkanı olan başka bir şehir dünyanın hiçbir yerinde de yoktur.
Bu cemiyeti kurmak veya başkan olmak için ise hiçbir kritere de ihtiyaç yoktur. Hısım akrabadan bulunacak 6-7 kişilik listenin dernekler masasına teslim edilmesiyle gazeteniz, derginiz, internet haber sayfanız veya bir yayın organınız olmasa bile bu hakka sahip oluyor ve il protokolünün masasında cemiyet başkanı, kanaat önderi olarak yer alırsınız.
Bu derneklerde kaç gazete üye?
Kaç basın kartlı gazeteci üyesi var?
Kaç basın sigortası yatan personel var?
Gibi soruları sormayanlar, cemiyet zenginliğimizin mimarları olmanın gururu ile sokaklarda gezerken sebep oldukları eserleri de süslü masaların başköşesinde yer kapma çabasında.
Bu güne kadar başkanı oldukları cemiyetlerde gazetecilik ve gazetecilerin sorunları ile ilgili bir kelam bile etmeye cesaret edemeyip protokole yakın durmaya çalışanların başında oldukları cemiyetlerin üye oldukları Aksaray basınının durumu da bundan çokta farklı olmamalıydı zaten.
Kısaca özetlersek; Herkes masanın diğer tarafında olmaya ve dümene geçmeye çalıştığı sürece gelebileceğimiz bu nokta bile bizim hepimize fazla değil mi?
İlde herkesin hedefinde bir başkanlık ve dümene geçme sevdası yok mu?
Amaç var mı?
Yok.
“Başkanım” desinler yeter…









Yorum Yazın