Nazmi Çalışkan

Nazmi Çalışkan

Mail: [email protected]

Sorun Adalette mi? Toplumda mı?

Sorun Adalette mi? Toplumda mı?
Son yıllarda Aksaray’da ve ülke gündeminde her türden rezil ve üzücü haberleri hep beraber takip ediyor ve geçmişte verilen tepkileri ne yazık ki hiç birimiz veremiyoruz. İnsan canına kasteden, Uyuşturucu imal eden, satan ve kullanan, Kumar oynatan veya oynayan, Hırsızlık yapan, Fuhuş suçunu işleyen ve işleten, Taciz, tecavüz ve diğer istismar suçlarını işleyenler için hep suçu adalete ve kolluk kuvvetlerine kesiyoruz. Ama nedense hiç birimiz aynaya dönüp bakarak bu suçlar bundan 30-40 sene öncede yok muydu? O dönemin büyükleri, kanaat önderleri bu suçlara karışanlar hakkında neler yapardı? Diye bir defa dahi düşünmüyoruz. Eğitiminde, ahlakında, sevgi ve saygının da evlerimizde, evlerimizin dışında yaşadığımız toplumlarda başladığını unutarak bu günlerin zeminini hazırlamadık mı? Şimdi işin kolaycılığı olarak başta kendimiz olmak üzere öğretmenleri, polisleri, hakim ve savcıları suçlayarak hala yaptığımızın farkına varmamakla aynı yolda ilerlemiyor muyuz? Son haftalarda suça karışan çocukların yaş ortalamasının neredeyse aynı olması kimseler tarafından merak edilip araştırılıyor mu? Elbette hayır. Geçmişe göre çok daha balık hafızalı olup günlük gündemlerin peşinde koşarak ve hep başkalarını suçlayarak ömür doldurduğumuz için bu günlere geldik. Eskiden bir suça karışanın tutuklandığını, cezaevine gönderildiğini duyurmamak için çaba sarf eden ailelerken bugün cezaevine gidenleri vatan savunmaya gidermiş gibi uğurlayan aileler olduk. Eskiden yüz kızartıcı suçlardan cezaevine girip çıkmış insanlara bırakın selam vermeyi yaşadıkları sokaklarda istemeyen ailelerken, bu gün hep birlikte Kore savaşından gelmiş gibi “Geçmiş olsun” demek için sıralara giren aileler olduk. Eskiden uyuşturucu kullanan veya satan kişileri sokaklarda göremezken şimdi hepsine hal hatır soran mahalli durumuna geldik. Hırsızları toplum içerisinde aklamak için her türlü mazereti onlar yerine konusu, komşusu olarak bizler bulmaya başladık. “Vardır bir sebebi” diyerek tüm suçları meşrulaştırır bir duruma getirirken bu insanların hatalı olduklarını anlamamaları için her türlü şaklabanlığı yaptık. Yine o beğenmediğimiz eskiden de aynı mahkemeler, aynı kolluk kuvvetleri ve aynı suçlar vardı. Yine tutuklamalar ve tahliyeler vardı. Ancak asıl ceza, cezaevinden çıktıktan sonra başlar ve geri döndüğü toplum yapılan hatanın büyüklüğüne göre ortaya bir tepki koyardı. Şimdi olduğu gibi aileler çocuklarını araç konvoyları ve beyaz güvercinler ile cezaevleri kapısında karşılayıp cezaevinden çıkan çocuklarını kahraman gibi karşılamazdı. Yani eskiden ceza hem mahkemede, hem cezaevinde hem de tahliye sonrası toplumda verilirdi. Toplumun verdiği ceza en basiti gibi görünse de aslında en ağır olanı olurdu. Yüz kızartıcı suçlara karışanlar, yani toplumda infiale neden olabilecek hükümlüler bugün olduğu gibi saygın insanlar gibi sokak, sokak gezemez suçlarının ağırlığına göre ya mahalleyi ya da yaşadıkları şehirleri terk etmek zorunda kalırlardı. Yani mahkeme kapılarında isyan eden aileler cezanın kaç gün olduğuna bakmaz ve nasıl olsa toplumun da verdiği tepki ile kendi cezasını da vereceklerini bilirdi. Geldiğimiz noktada en adi suça karışan bile kahraman gibi cezaevi kapısından alınıp hiçbir şey olmamış gibi her ortamda bulunabiliyor ve toplum da buna vermesi gereken tepkiyi veremiyorsa; Sizce suç kimde?

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar