
Son aylarda Aksaray’da siyaset, bürokrasi ve sivil toplum kuruluşlarının basından şikayetleri hiç bitmiyor.
Bizlerin yıllar önce söylediklerini bugün marifet gibi söyleyerek kirlilikten ve şehrin kalmayan imajından deyim yerindeyse herkesin bir şikayeti var.
Yıllardır hep basın konusunu gündeme getirdiğimizde “Herkesi aranıza alacaksınız, herkesi kabulleneceksiniz” diyenler bugün yarattıkları medya canavarı karşısında çaresizler.
Aksaray basınının bu sürece gelmesindeki en büyük emek verenler bugün “Kendinize çeki düzen verip, gazeteci olmayanları aranızdan temizleyin” nasihati ile basın bataklığını kurutmak için seneler önceki yaptıkları çalışmaların tam tersini yapıyorlar.
Yıllar önce bizler basındaki kirlilik konusunda şehrin tüm siyasilerini, mülki idaresini, emniyetini, sivil toplum kuruluşlarını ve daha pek çok etkili ismi uyarmadık mı?
Bu sürecin buraya geleceği tehdit, şantaj, ahlaksızlık, kurgu haberler veya şovmenlikler ile iş bağlamak için kullanılacak olan yayın organları konusunda sizlere derdimizi anlatmaya çalışmadık mı?
Elbette yaptık ama o gün “Basını ne kadar itibarsızlaştırırsak bizler aleyhinde yapılacak olan haberlerin güvenilirliği de olmaz” düşüncesi ile basın camiası içerisindeki tuhaf yapının oluşması sağlandı.
Evdeki hesaba göre basın itibarsız hale getirilecek ve tüm kriterler de ortadan kaldırılacaktı.
Nihayetinde öyle de oldu. Ne yazık ki etik, ahlak ve diğer değerler sadece basın ilan kurumu gölgesinde kalırken diğerleri her türlü ahlaksızlığı hak görür oldu ve şehrin de tüm değerlerinin içine ettiler.
Sonrasında olanlarda ise daha fazla güç ve şehirdeki tüm payın kendilerine gitmesini isteyenler siyasi güçleri ve iş insanları ile sağladıkları mikrofonlar ile şehre hükmeden insanlara hükmetmeye başladılar.
Örnek mi; Aksaray’dan son ayrılan idareciler.
Mikrofon sevdaları ve Aksaray’ın yerelini hiçe saymaları sonrasında cehaletin kol gezdiği basın camiasında bir mikrofon sevdası da baş gösterdi.
Son günlerde mikrofonu olmayan kaç kurum kaldı bilmiyorum ama “Biz ulusalız” diyerek geçen dönem konaklarda ağırlanan ve ayrıcalıklarını her kulvarda hissettirerek şehre hükmetmesi gerekenlere hükmedenler yeniden şehrin sahibi olduklarını yeni idarecilere göstermeye çalışıyorlar.
Allah kolaylık versin ama yakın zamanda bu diyalog sağlanırsa tarih boyunca oynanan “İyi polis, kötü polis” oyununu oynayanlar daha sağlam temeller atmak adına bu haberlere son vermeye çalışacaklar.
İşte kötü polisin kim olduğu tam da burada ortaya çıkacak. Bu yazılanlara kim son veriyorsa bu haberlerin altında hep o ismin imzası var demektir. Yani kötü polis de o dur.
Timsah gözyaşları ile şehirdeki basın rezaletinden şikayet edenler basının bu noktaya gelmesindeki en büyük pay sizlere ait değil mi?
Bunların yaşanabileceğini ve basın camiasının korunması gerektiğini söylediğimizde bıyık altından gülmek yerine samimi şekilde dinleseydiniz bu gün Aksaray’ın sözde basını da bu halde olmazdı.
Gelinen süreçten bir şekilde dönülebilir mi?
Elbette dönülebilir ama bu sizlerin samimiyetine bağlı.
Bu rezilliğin mimarı olarak bu eseri de sizler onaracaksınız.
Eğer gerçekten taleplerinizde ve şikayetlerinizde samimiyseniz.









Yorum Yazın