
Terörsüz Türkiye Sürecini Aksaray’dan eleştiren İyi parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu sonuç raporunda “Komisyona destek vermeyen parti” olarak geçtiklerini söylerken “Türk Milleti” ifadesinin bulunmadığı bir yerde bırakalım da İyi Partinin de adı geçmesin” ifadelerini kullandı.
Bir dizi temas ve Aksaray il teşkilatının iftar programı için Aksaray’a gelen İyi Parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu iftar programı sonrası terörsüz Türkiye süreci konusunda önemli açıklamalar yaptı.
Binlerce partilinin katıldığı iftar programında konuşan İyi Parti Aksaray Milletvekili ve genel başkan yardımcısı Turan Yaldır’da komisyon ve terör vurgusu yaptığı konuşmasında; “Aksaray’ımızdan, gönül sokaklarımızdan çok kıymetli bir misafiri ağırlamanın onurunu yaşıyoruz. Bebek katilinin teşekkür etmediği, hainlerin sevmediği, kardeşlerimizin katillerinin sevmediği, vatanımızda, bayrağımızda, dilimizde, soyumuzda gözü olanlara karşı tek başına kalan ve canı pahasına Türk milletinin değerlerini savunan bir lideri misafir ediyoruz. O, Türk milleti için yalnızca bir siyasi lider değil, mevzubahis vatansa canımız feda diyebilen gerçek bir vatan sevdalısını ağırlıyoruz. Partimize karşı her cepheden yapılan operasyonlara boyun eğmeyen, duruşuyla bizleri gururlandıran kıymetli büyüğümüz İYİ Parti Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Aksaray'ımıza hoş geldiniz Sayın Genel Başkanım. Kıymetli hemşerilerim, işte bizim böyle bir liderimiz var. Kıymetli Genel Başkanım, işte sizin de böyle dava arkadaşlarınız var. Bu coşku, bu inanış, bu kararlılık Türk milletinin yarınlara olan umududur. Kıymetli Genel Başkan Yardımcılarımız, Genel İdare Kurulu Üyelerimiz, teşkilatlarımız, gönüldaşlarımız, kıymetli vatanseverler, değerli misafirler, hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Böylesine anlamlı bir gönül sofrasında, genel başkanınızla sizleri bir araya getirdiği için, İl Başkanımız Sayın Sercan Belgemen’e, Merkez İlçe başkanımıza, Kadın kolları başkanımıza, tüm ilçe başkanlarımıza, yöneticilerimize ve gönüldaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün salonların almadığı kalabalığımızla, yarın meydanlar alınacak. Allah'ın izniyle sonrasında da sandıklar alınacak. Buna inanıyoruz. Sizin iktidarınızda, sizin Türkiye'yi yönettiğiniz dönemde hep birlikte güzel işler yapacağız diye düşünüyorum efendim. Yeniden hoş geldiniz. Teşekkür ediyorum” dedi.
Yaldır’ın konuşmasının ardından Aksaray’daki partililere hitap eden İyi Parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu konuşmasında; “Bugün Aksaray'a, geldiğim andan itibaren göstermiş oldukları misafirperverlik, hüsnü kabul ve kadirşinaslık için de ayrıca teşekkür ediyorum. Aksaray'a ilk gelişim değil, daha önceden de defalarca geldim ve Aksaray'a ne zaman gelsem dönüş yolculuğum farklı bir umuda doğru yelken açmayı ifade eder. Aksaray'a geldiğimde imanım güçlenir, Aksaray'a geldiğimde mücadele azmim ve cehdim artar, Aksaray'a geldiğimde bugün bulunduğumuz yerden daha kutlu hedeflere yürüyebilecek bir iradenin Anadolu'daki mevcudiyetine şahit olur ve Aksaray inancını Türkiye'ye yayma yolculuğunu başlatırım. Onun için dün İstanbul'da bayrağı kaldırıyorum dedim, bugün Aksaray'da iktidar yolculuğunu başlatıyorum diyorum. Gittiğim her yerde artık farklı bir heyecan gözlemliyorum. İnsanların karşı karşıya bulundukları sorunları aşabilmek için kendilerine yeni bir medet kapısı aradıklarına şahitlik ediyorum. Sorunlar çığ gibi büyüyor. Burada hem sanayi var hem geçimini çiftçilikten temin eden vatandaşlarımız, hemşerilerimiz var, hem bir üniversite kenti, Anadolu'nun güzide ticaret merkezlerinden biri. O sebeple gittiğim yerlerde fırsattan istifade o yörenin sorunları hakkında da bilgi ve fikir sahibi olmaya gayret sarf ediyorum. Bu kapsam içerisinde Esnaf Odaları Başkanımızı ziyaret etmek suretiyle esnafın sorunları hakkında bilgi aldım. Zaten hem milletvekilimiz hem il başkanımız vatandaşlarımızla iç içe yaşıyor. Kentin sorunlarına hakim olabilmek adına onlarla görüş alışverişinde bulundum. Hiç kimsenin halinden memnun olmadığını size söyleyebilirim. Bu sadece Aksaray için değil, ziyaret ettiğimiz bütün vilayetler, iller, ilçeler, köyler, mahalleler için de böyle. Gençler geleceklerinden umudunu yitirmiş, hanımlar güvensiz sokaklarda yürümeye mahkum edilmiş, adaletsizlik hüküm sürmeye başladığı süreçten itibaren vatandaşın yüreğinde bir yara misali kanıyor. Çiftçimiz toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamıyor. Dolayısıyla esnafımız da maddi zorluklarla boğuşuyor, icralarla, hacizlerle, ödemelerle boğuşuyor ve Türkiye'de son derece sıkıntı veren bir ekonomik süreç yaşanıyor. Bakınız, etrafımız ateş çemberi. Suriye'de olan olayları biliyorsunuz, geçmiş dönemlerde Irak'ta yaşanmış olayları biliyorsunuz ve bugün de İran'da yaşanan olaylara şahitlik ediyorsunuz. Bütün bunların Türkiye'ye bir yansıması elbette ki olacaktır. Ama bu coğrafya üzerinde başka, başka milletlere ve devletlere yapılanların Türkiye'ye yapılabilmesini hiçbir emperyalist güç asla mümkün göremez. Böyle bir hayal varsa, akıllarından geçen böyle bir niyet varsa onlara Aksaray'dan sesleniyorum. Anadolu yaylası ne başka bir toprağa benzer, ne de bu topraklar üzerinde yaşayan millet başka milletlere benzer. Bu millet Türk milletidir. Hayatında ilk defa tarih sahnesine çıktığı andan itibaren hayatında ilk defa zorlukla karşılaşmıyor bu millet. Bu zorlukları aşabilecek iradeyi de sergileme özelliğine ve vasfına sahip olan bir millet bu millet. Bu millet neresinden bakarsanız bakın karşı karşıya bulunduğu zorlukları aşmaya muktedir olabilen bir millettir. O sebeple herkese tekraren söylüyorum. Türkiye'yi Irak'la, Suriye'yle, İran'la karıştırmasın. Bizi bir ve birlikte tutan bir Cumhuriyetin sahibiyiz. Bizi bir ve birlikte tutan bir milli kimliğin sahibiyiz. İşte bu milli kimliğimizi, üniter devlet yapımızı aşındırmak adına sahneye koyulmak istenen bir takım olayları da müştereken yaşıyoruz. Yaklaşık bir buçuk seneden beri yarım asırdır geleceğimize musallat olmuş bir terör örgütünün, siyasi uzantılarıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oynanan oyunlarla ve senaryolarla meşgul oluyoruz.
Çiftçi toprağını ekemiyormuş, kimsenin umurunda değil. Çiftçinin borcu Ziraat Bankası'na bir trilyon üç yüz milyar liraya ulaşmış, kimsenin umurunda değil. Çiftçinin borcu Ziraat Bankası'na faiz vermiş, kimsenin umurunda değil. Gübrenin fiyatı son dönemlerde, sadece son dönemlerde yüzde otuz artmış, kimsenin umurunda değil. Mazot altmış lirayı geçmiş, kimsenin umurunda değil. Gençler geleceklerinden olan umudu kesmiş, kimsenin umurunda değil. Benim çiftçim, benim dar gelirlim, sabit gelirlim, emeklim, dulum, yetimim tenceresini kaynatamıyor, yine kimsenin umurunda değil. Esnaf biriken borçlarını ödeyemiyor, hacizlerle uğraşıyor. Sanayici finansmana erişemiyor, kimsenin umurunda değil. Beş yüz yetmiş dört bin işçimiz işinden olmuş, tekstil sektöründe on bin firma kapanmış, kimsenin umurunda değil. Varsa yoksa PKK'lılara nasıl bir siyasi gelecek temin edilecek, Abdullah Öcalan, nasıl cezaevinden çıkarılarak hürriyetine kavuşturulacak. Uğraşılan şey budur. Bir buçuk seneden beri Sayın Devlet Bahçeli meclis kürsüsüne gelip, Abdullah Öcalan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, DEM’in grup toplantısında konuşsun, örgütünü feshettiğini açıklasın, umut hakkından da sonuna kadar yararlanılsın dediği günden beri Türkiye gerçek gündemiyle meşgul olamıyor. Abdullah Öcalan'la uğraşıyor. Terörsüz Türkiye diyorlar. Terörsüz Türkiye tanımlamasının iki öznesi var. Biri terör, diğeri Türkiye. Hiç kimse Türkiye'nin derdiyle uğraşmıyor. Varsa yoksa teröristlerin ve o teröristlerin başındakinin özgürlüğe kavuşmasıyla uğraşıyor. Bunun için neler yaptılar biliyorsunuz sevgili arkadaşlarım. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde komisyon oluşturdular. Biz o komisyona girmedik. Alınacak gayrimeşru kararları meşrulaştırma durumuna düşürülmek istemedik. O hatayı, o bataklığa batmadık. O komisyon toplandı. İçinde İYİ Parti yok. Komisyonun hazırlamış olduğu raporda İYİ Parti'nin komisyona katılmadığını ismini zikrederek bile söylemiyorlar. Komisyona katılmayacağını daha önceden bildiren parti diye bahsediyorlar. Yani bizim bu ihanet komisyonuna katılmadığımız için tarihe geçmemizi de engellemek istiyorlar. Bakın buradan sesleniyorum. O komisyon bir rapor yazdı. Hiç umurunda değil. O raporda bir kere bile Türk milleti ifadesi geçmiyor. Türk milleti ifadesinin geçmediği yerde bırakalım da İYİ Parti'nin de adı geçmesin. Komisyon toplanıyor. Komisyon raporunu hazırlıyor. Altına imza atıyorlar. Defalarca uyardım. Ana muhalefet partisinin genel başkanını uyardım. Diğer muhalefet partilerini uyardım. Böyle bir suçun aleti olmayın, tarihe kötü geçmeyin diye kendileriyle gerekli istişareleri yaptım. Komisyon raporu hazırlandıktan sonra İmralı'daki cani başı sürece katkı sağlayanlara da bir bir teşekkür etmiş. Demiş ki Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Sayın Devlet Bahçeli'ye, Sayın Özgür Özel'e teşekkürlerimi sunuyorum demiş. Arkadaşlarla oturuyorduk. Birbirimize baktık. Ya bize de teşekkür etseydi bu hain, ne yapacaktık endişesiyle böyle birbirimize şüpheli şüpheli baktık. Sonra dedik ki kendi kendimize, bu şerefsiz hainin teşekkür ettiği adamların içinde Müsavat Dervişoğlu’nun ve İYİ Parti'nin adının geçmemesi bile hepimiz için şereftir. Biz meşhur olmak için siyaset yapmıyoruz. Meşru kalmak için siyaset yapıyoruz. Biz sizi temsil ettiğimizin farkındalığından hiçbir zaman kopmadık. Çünkü ben sizi temsil ediyorum. Ben sizin onurunuzu temsil ediyorum. Ben sizin haysiyetinizi temsil ediyorum. Ben sizin inancınızı temsil ediyorum. Ben sizin kimliğinizi, ben sizin cumhuriyetinizi, ben sizin Türkçenizi temsil ediyorum. O sebeple bize kim ne derse desin, o sebeple biz neyle itham edilirsek edilelim, kimler tarafından tehdit edilirsek de edilelim, bilin ki vız gelir tırıs gider. Benim arkamda Aksaraylılar olduğu müddetçe, benim yüreğimde şehit analarının duaları olduğu müddetçe hiç kimse bizi yolculuğumuzdan döndüremez. Bu yönüyle bakıldığında sizleri utandırmamak ve yere baktırmamak için gecemizi gündüzümüze katarak çalışıyoruz. Büyük bir sorumlulukla hareket ediyoruz.
Çıkmış olduğumuz o yolculukta operasyonlara tabi tutulduk. Partimize tuzaklar kuruldu. Partimizin bölünmesini temin etmek üzere çalışmalar yapıldı. Son zamanlarda da dikkatinizi çekiyordur mutlaka. Partimizin siyasi ömrüne vade biçmeye kalkışmışlardı. Demişlerdi ki bu İYİ Partinin siyasi ömrünün artık sonuna gelindi. Avuçlarını yalasınlar. Aksaray böyle imanlı durduğu müddetçe iktidar olmadan bu işten çıkış yoktur. Dolayısıyla artık iyi partinin siyasi ömrüyle alakalı olarak herkes haddini bilecektir. Zaten hadsizlik ettikleri için siyasi ömrünüze vade biçmişlerdi. Ama buradan söylüyorum. Onlar haddini bilecekler, biz haddimizi bilmeyeceğiz. Bizim yükselişimizin sınırı yoktur. Bizim hedefimiz iktidar olmaktır ve bunu mutlaka başarmaktır. Bu had meselesine gelince geçmiş dönemde de olmuştu. Bizden birilerine cumhurbaşkanlığı teklif edilmişti. O demişti ki, biz haddimizi biliriz. Siz haddinizi bilebilirsiniz. Ben Müsavat Dervişoğlu’yum. İYİ Parti'nin genel başkanıyım. Ben iyilerin ve cesurların genel başkanıyım. Ayrıca ben milliyetçi, mukaddesatçı, maneviyatçı, Türkçü bir hareketin temsilcisiyim. O sebeple ben haddimi bilmem. Ben Türkiye'yi yönetmeye talip olmak mecburiyetindeyim. Dava arkadaşlarımla birlikte. Sorunları çözmeliyim. Dertleri aşmalıyım. Problemlerin üstesinden gelmeliyim. Benim yönettiğim ülkede 25 milyon icra dosyası olmamalı. Benim yönettiğim Türkiye'de, benim yönettiğim ülkede ekilemeyen tarla olmamalı. Benim yönettiğim Türkiye'de bacası tütmeyen fabrika bulunmamalı. Benim yönettiğim Türkiye'de tenceresi kaynamayan garip gureba, fakir fukara kalmamalı, bulunmamalı. Benim yönettiğim Türkiye'de gençler geleceklerine dair pespembe umutlar yeşertebilmeye muvaffak olabilmeli.
Bir ülke yönetiyorum diyorsunuz, 25 seneden beri iş başındasınız. Ne kadar yanlış iş varsa yapmışsınız, çiftçi perişan olmuş, işçi perişan olmuş, emekli, dul, yetim perişan olmuş, esnaf, sanayici yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Şimdi bir de şahlanıştan bahsediyorsunuz. Benim yönettiğim ülkede şahlanış, borçsuz vatandaşın refah içerisinde yaşamasıyla mümkün olabilir. Benim yönettiğim Türkiye'de topraklardan bereket fışkırarak onun mutluluk olarak hayatımıza katılmasıyla mümkün olabilir. Benim yönettiğim Türkiye'de çocukların gözlerinin içlerinin gülmesi gerekmektedir. Bu sebepten dolayı Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu problemlerin aşılması bir tek sonucun elde edilmesiyle ilişkilidir. O da 23 seneden beri iş başında bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ve Recep Tayyip Erdoğan'ın siyaseten sandıkta mağlup edilmesinden geçer. Başka türlü kurtulamaz. Ne Aksaray kurtulur, ne Türkiye kurtulur. Recep Tayyip Erdoğan'dan ve Devlet Bahçeli’den kurtulmadıktan sonra Türkiye'de huzur yoktur” dedi.(Haber-Fotoğraf :E.Budak Çalışkan






























Yorum Yazın