
Her sene olduğu gibi 1 Ocak sabahına yeni umutlarla uyanan ahalimiz geçen yıldan farklı bir tablo görmedi.
Haftalardır ülke gündemini meşgul eden ve yine dağın fare doğurması ile sonuçlanan asgari ücret tartışmalarının ardından adına zam diyemediğimiz artışlar da peşi peşine yeni yıl ikramiyesi olarak hayatımıza girmeye başladı.
Asgari ücret ile memur ve emekli maaşları artışı heyecanı ile hayaller kuran sadece ahalimiz değildi elbette.
Market raflarındaki ürünlerden, ödeyeceğimiz harç ve cezalar,
Alkol, sigara ve akaryakıttan, ödenecek olan MTV ile diğer vergiler,
Apartman aidatlarından, diğer faturalara kadar yapılan zamlar asgari ücretlerden önce evlerimizin kapılarından girdi bile.
Yeni zamlanan maaşlarını daha göremeyen ve hayalini bile kurma fırsatı bulmayan dar gelirliler bu maaşları almadan kredi kartları ile harcamaya bile başlarken “Keşke 2025’te kalabilseydik” demeye başladılar bile.
Daha 1 Ocak’ta artmaya başlayan hayat pahalılığına ilerleyen günlerde duracak gibi görünmese de birileri market veya bakkal denetimlerine devam ediyorlar.
Bakkallardaki ve diğer esnafların dükkanlarında yapılan denetimlerin ardı arkası kesilmezken bu esnafları zamma sürükleyen konularda kimse bırakın denetim yapmayı konuşmaya bile cesaret edemiyor.
Bu süreçte insanların yaşam standartlarından başka her şey zamlanırken bu zamların üstesinden gelmeye çalışanlar yaşam kalitelerinden her geçen ay daha fazla feragat etmeye devam ediyorlar.
Çevre;
-Şunu almayıverin,
-Onu yemeyiverin,
-Şuraya gitmeyiverin,
-Çocuklarınızın her istediğini almayıverin canıım diyen kitle mutlaka halinden memnun ama görünen o ki yine dar gelirliler yeni yıldan daha ilk günden umudunu kestiler bile.
“Bu kadarına bile razıyız” diyen dar gelirlilere baktığımda ne yazık ki ben de onlara hak veriyor ve inşallah bu zamlar burada kalır temennisinde bulunuyorum.
“1 Ocak tarihi itibari ile hayatınızda ne değişti?” sorusunu yönelttiğim insanların yüzde 90’ına yakını ne yazık ki “Omuzlarımızdaki yük daha da arttı” benzeri cevaplar verdiler.
“2025 yılında kalsak olmaz mı abi?” diyenin ne demek istediğini asgari ücret gibi davul ve zurnalarla duyurulma gereği duyulmayan gizli yapılan kocaman zamlar sonrası daha iyi anladım.
Her sene bir önceki yılın kopyasını yaşayan insanlar artık;
Almasalar da,
Yemeseler de,
Gitmeseler de,
Çocuklarının isteklerine cevap vermeseler de artık yetiremiyorlar.
6 Bin lira zam ile yüzü güleceği düşünülen asgari ücretlilerin çoğunun evlerine en az 5’er bin lira zam yapılmadı mı?
Marketlerde her gün yapılan denetimlerde fiyat farklarını göremeyen insanlar yanlarına denetimler esnasında bir tane dar gelirli okuma yazması olmayan bir insanı bile alsalar o marketlerde neyin fiyatının hangi süreçte nerelere geldiğini denetleyenlerden bile daha iyi analiz etmez mi?
Benim eleştirim bu hayatı bu insanlara yaşanmaz hale getiren herkese.
Bu işte kimse kendini aklamasın.
Pandemi ile birlikte başlayan fırsatçılık hareketine artırılan vergi ve harçlar da bahane olurken yanında bir tane bile asgari ücretli çalıştırmayan insanlar bile sattıkları ürünlere yaptıkları zammı asgari ücrete bağlıyorlar.
Bir asgari ücret zammı fabrikadan mutfağa girene kadar aracı kurumların her birinin asgari ücret zammını etikete yansıtmasıyla en az 4-5 defa ürün üzerine yansıtılıyor.
Dar gelirleri ile yaşamaya çalışan insanları dinlediğinizde gerçekten de “Biz 2025’te kalsak olmuyor mu?” sorusunu çok daha iyi anlıyorsunuz…
O Yüzden artık biraz da
Kanat önderleri,
Saygın iş insanları,
Aksaray’ın yetiştirdiği ender insanları,
Tuzu kuru olanları,
Dinlemek sofralarına misafir olmak yerine bir de Dağılgan, Hürriyet, Kurtuluş, Laleli, Yunus Emre, Cumhuriyet, Yavuz Sultan Selim, Tacin ve merkezi Mahallelerdeki isimlerinin önünde sıfatları bulunmayan dar gelirleri ile yaşamaya çalışanların da sıkıntılarını sorun ara sıra. Olmaz mı???









Yorum Yazın