
Aksaray’da halkın birçok sorununda olduğu gibi şehrin en kalabalık lokasyonlarından birisinde kalan Yavuz Sultan Selim ile Aksaray Üniversitesi arasından geçen tahliye kanalı konusunda sorumlu olanlar “Kör, sağır ve dilsiz” taklidi yapmaya devam ederken bunların gözlerini, kulaklarını ve dillerini açacak olanların da şehirdeki insanların dertlerinden başka dertleri olduğu için olsa gerek gerekli operasyonları yamamıyorlar.
Ne diyelim bu operasyon sorunu Aksaray’ın alışık olduğu bir sorun ve bu sorunu her nedense yıllardan beri de aşamadık.
Aksaray’da on binlerce öğrenci ile yüzlerce akademisyenin bulunduğu şehrin en büyük eğitim kurumu olan Üniversite ile şehrin müstakil yaşam alanı olan Yavuz Sultan Selim Mahallesinin ortasında kalan tahliye kanalı çevreye verdiği kötü koku ve hastalık risklerine karşılık sadece o Mahalle ile Üniversitedeki yurtlarda kalan öğrencilere rahatsızlık verdiği için olsa gerek bu kanalın oluşturduğu sağlık sorunları sürekli görmezden geliniyor.
Aksaray’a yakışmayan görüntüsü ve insanlara verdiği rahatsızlık ile sağlık risklerine rağmen sorunu görmeyenler, duymayanlar ile konuşamayanlara buradan bir kere daha duyurmak istiyorum;
Aksaray’ın içerisinde kalan ve sağlık sorunları kadar kazalardaki ölüm riskini artıran bu kanal konusunda birileri artık harekete geçmeli.
Bölgedeki evlerde yaşayan halk yaz aylarında kokudan dolayı kapılarını açamadıklarını söylerken bölgeye yayılan sinek ve değişik türlerdeki böcekler de yine salgın hastalıkların yayılmasında önemli bir etken durumunda.
Üniversite’nin yurtlarına yakın alanda kalan bu kanal nedeniyle yurtlarda kalan öğrenciler de bu durumdan olumsuz etkilenirken sorunu görmeyenler “Nasıl olsa bizler o bölgeyi bilmiyor ve oradan da yılda bir defa bile geçmiyoruz” diyerek vicdanları rahat şekilde yatıyorlar.
Geçmişte sadece yaralama ile kurtulacak kazalarda yaşanan ölüm olaylarına rağmen çevresinde bir tane bile bariyer olmaması nedeniyle araçların kazalar sonrası düştüğü bu kanal artık bu şehrin utancı olmuş durumda.
O önemsenmeyen bölgeden gün içerisinde binlerce araç geçiş yaparken on binlerce insan da ne yazık ki bu rezilliğe şahitlik edip o solunamayacak havayı solumak zorunda kalıyor.
O Mahalle sakinleri ile Üniversitedeki yurtlarda kalan öğrenciler bu ıslah edilemeyen, çevresi kapatılamayan kanaldan yıllardır olduğu gibi yine şikâyetçi ama bu şehirdeki gerekli koltukları işgal ederek hiçbir işe yaramayan sorumlular bu rezilliği görür mü diyerek umut ile beklemekten başka bir şey yapamıyorlar.
Bu güne kadar Mahalle sakinleri ile üniversite öğrencilerinin normal bir şehirde yaşanıyormuş gibi güzel umut ve temennileri elbette beklendiği gibi boş çıktı da bende bu sorunu bu şehirden ve bu kanaldan sorumlu olanların görmeyen gözlerine sokmak için yazıya döktüm.
On binlerce insanın sağlığını tehdit eden, korunaksız olduğu için kazalar sonrasındaki ölüm riski ile de tehlike saçan koskoca kanalı görmemek için çok büyük bir emek vermek gerçekten çok kaliteli bir idareci olmak gerekiyordur.
Şahsen ben yerinizde olsam bu şehirdeki sorunları görmemek yerine kimselerin gözüne gözükmemeyi seçerdim.
Şimdi sakince tekrar yazayım;
Yavuz Sultan Selim Mahallesi ile Aksaray Üniversitesi arasında kalan ve DSİ’ye ait olan tahliye kanalı var ya, bu kanal acil ıslah ve araçların düşmemesi için acil bariyerlerle kapatılmalı.
Yoksa 1-2 gün önce yazdığım gibi bu yazıyla oluşacak ilk olumsuzlukta “Ben demiştim” deme hakkını kendimde bulacağım.
Orada yaşayan ve o bölgeden geçmek zorunda kalan on binlerce insana hak görülen o koku ve salgın riski sizlere göre olmasa da bizlere göre çok büyük bir sorun…










Yorum Yazın