
Son günlerde TBMM’de görüşülen karayolları kanunun trafik cezalarından büyük artışlara neden olacak maddeleri kabul edildi.
Ne zaman yürürlüğe gireceği belli olmasa da cezalar ve denetimler karşısında perişan hale gelen vatandaşlar artık olan bitene tepki gösterse de ne yazık ki sesler hısım akraba sohbetlerinden dışarıya çıkmıyor.
Çıksa da kimseler tarafından duyulmuyor.
Duyulsa da duyulmazdan gelinip geçiliyor.
Ne diyelim şimdi bu yazıyı kaleme aldık diye birileri “Hak eden cezasını çeksin, her şey daha güvenli trafik için” deyip kendince haklı eleştirisinde bulunacak. Tıpkı benim yazıya döküp sizlerin de şu anda okuduğu gibi.
Elbette Dünya’nın her yerinde insanlar kural ihlallerinin de, yaptıkları hataların da bedellerini hak ettikleri derecelerde ödeyecekler.
Elbette trafik düzeni için polis, jandarma denetimler yapacak ve trafik güvenliğini tehlikeye sokanlara cezalar yazacaklar. Alkollü yakalananların ehliyetlerine el koyacaklar, magandalara hak ettikleri cezaları uygulayacaklar. Gerekiyorsa ehliyetlerine geçici süre ile de el koyacaklar.
Ama bu yapılırken de uygulanacak para cezaları insanların aldıkları maaşlar ve yaşam standartlarıyla yani ülkenin ekonomik gerçekliği ile ölçüşecek.
Asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir yerde 50-100 veya 200 bin lira gibi cezalar ne kadar samimi? Bunu ülke gerçekleriyle tekrardan tartışmak ve oylanan kanun teklifini tekrardan gözden geçirmek gerekiyor.
Bu cezaların uygulanması için kanun teklifi hazırlayanlar ve bu teklife onay verip el kaldıranların cezalardan ömür boyu muaf olduğunu bilmesek gerçekten bu cezaların trafik güvenliği için çıkartıldığına ikna olacağız. Ama ne yazık ki bu bırakın kendilerine yakın bir tanıdıklarına bile kesilen cezalarda işlemi yapan memuru doğduğuna pişman edenlerin de olduğunu bildiğimizden amacın trafik güvenliği olmadığına ikna oluyoruz.
Toplum kendi içerisinde büyük bir kırılma yaşarken,
İş yapan insanlar batarken,
Mali sıkıntılar nedeniyle intiharlar artarken,
İş arayanlar umutlarını kaybetmeye başlamışken,
Ekonomik sıkıntılardan dolayı aileler dağılırken “Daha fazla ceza” diyerek trafik cezalarını alınan maaşların kat ve kat üzerine çıkartmanın ülke gerçekleriyle çeliştiği ortada değil mi?
O kanun teklifi için el kaldıran sayın vekillerin, asıl olan millet adına trafik imtiyazının milletvekilleri için kaldırılmasını da bizler millet olarak talep ediyoruz.
Asıl olarak sizleri vekâleten o kuruma gönderenler nasıl radar, kırmızı ışık, cep telefonu kullanımı, yara geçidinde durmama, çakarlı araç kullanımı, hatalı park ve daha birçok maddeden bu artırılan cezalarla muhatap olacaksa artık sizler de el kaldırdığınız bu cezalar ile bu millet gibi bu trafik içerisinde yaşayın, bizler de gerçekten sizlerin samimiyetini görelim ve ikna olalım.
Ama amaç, ekonomik gücü kalmayan bu milletten çok daha fazlasını toplayabilmekse bunu da samimi olarak millete anlatmanız gerekmez mi?
Cezaların bir oranı ve ülkedeki maaşlar ile bir orantısının olması gerektiğinin anlaşılması ve trafikteki ayrıcalıklı araçlar olan dokunulmaz araçların da aynı trafik içerisinde kaza risklerine neden olmaları ve trafik güvenliğini gittikleri her şehirde tehdit ettiklerinden dolayı onların da aynı cezalar ile ekonomimize katkı sağlamasını ve trafikte ayrıcalığın da son bularak tüm imtiyazlı meslek dallarının İşçi Ahmet, Çiftçi Mehmet, Esnaf Mahmut ve sade vatandaş olan Mustafa abiler gibi aynı denetim ve cezalara tabi tutulmasını bir Türk Vatandaşı olarak talep ediyorum.
Emin olun ki “Yazılacak olan cezalar ile bu ülke ne şahlanacak” umudunuz hayalden öteye gitmeyecektir…










Yorum Yazın