Nazmi Çalışkan

Nazmi Çalışkan

Mail: nazmicaliskan@aksaray68haber.com.tr

Bahane Üreterek Yetişen Bir Nesil Değil miyiz?

Bahane Üreterek Yetişen Bir Nesil Değil miyiz?

Son yıllarda özellikle de Türkiye için 2016 yılından sonra yaşanabilecek tüm olumsuzlukları yaşayan bir döneme denk gelmenin talihsizliğinin yükünü ulus olarak hepimiz yaşamaya devam ediyoruz.

Öncelikle Türkiye’nin alışık olduğu darbe veya post modern darbe denilen sürecin ardından devlet içerisine sızmış olan hainler tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan darbe süreci ve sonrasında başlayan süreç ile yaklaşık 2-3 yıl geçen zamanın ardından Dünya’da eşi benzeri görülmemiş bir Pandemi sürecini yaşadık. Bu sürecin ardından tam “Şükür” diyecekken yine Dünya ülkelerinde bu güne kadar yaşanmamış ana depremin ardından ikinci ana deprem ile “Asrın felaketi” denilen yıkımı yaşadık ve aradan geçen 3 seneye rağmen bölgede halen acı ve gözyaşı devam ederken o yaraların sarılması için de her türlü gayreti göstermeye devam ediyoruz.

Bu süreçlerin geride bırakılması ile elbette rahata ermemiz mümkün olmadığı için kırılgan olduğunu kimselerin kabullenmek istemediği ekonomimiz ile baş başa kalırken özellikle ülke olarak yine çok büyük bir ekonomik sınavın içerisinde mücadelemize devam ediyoruz.

Bu süreçlerin ne zaman biteceğini bilmesek de ne yazık ki hiç ama hiç birimiz ekonomik olarak zorda olduğumuzu kabullenmek istemiyor.

Bunun için çocukluğumuzdan alıştığımız “Bahaneler” dönemi ile yaşadıklarımızı inkâr boyutunu tercih ediyoruz.

Hani çocukken okullarımızda verilen ev ödevlerini yapmayarak “Elektrikler kesildi” yalanı ile sadece değişik bahaneler ile hocalarımızı kandırdığımızı düşündüğümüz o süreç var ya, işte tam olarak sanki o günleri yaşamıyor muyuz?

O günlerde elektrikler kesildi yalanı ile hocalarımızı kandırdığımızı düşünürken aslında kendimizi kandırdığımızı çok sonra anladığımız gibi bu günde ekonomi konusunda üretilen veya kendi ürettiğimiz bahaneler ile kendimizi kandırdığımızı çok sonra anlayacağız.

Evine alacağı mutfak malzemelerinde gram hesabı yaparken, alınan maaşları ihtiyaç sıralarına göre dağıtıp ay sonunu getirmenin hesabını yaparken Ukrayna savaşını, İran savaşını, kuraklığı, depremi 6 sene önceki pandemiyi ve daha pek çok kriz ve felaketi bahane etme çabamızı gördüğümde yıllar önceki okul sıralarındaki “Elektrikler kesildi, ders yapamadık” bahanemiz ile kendimizi nasıl kandırıp başarılı bir öğrenci olamadığımız aklıma geliyor.

İşte yaşadığımız günler bire bir o günlerdeki mantığın aynısı olmasa da aslında o günlerde ekilmiş bahane tohumunun yetiştirdiği ürünler gidi görünüyor.

Sınırlarımızın yanında devam eden savaşlar elbette dünya ekonomisini etkilediği gibi bizlerin de ekonomisini olumsuz etkileyecek ve fiyat artışları yaşanacaktır.

Ama ne yazık ki bu artışların bu miktarlara ulaşması ekonomimizin kırılganlığının bir nedeni değil mi?

Alınan maaşlar ile yaşanan hayatların birbirine uyuşmaması ve yaşanılan tüm sıkıntılara rağmen halkımızın devlet yetkililerinden açıklama beklemeden birbirlerine “Savaş var, dünya ne halde” diyerek bahaneler üretmesi tamda çocukluğumuzdaki bahaneler kültürünün bir karşılığı değil mi?

Ne diyelim keşke bu savaşlar, pandemiler, depremler, kuraklıklar ve daha pek çok felaket yaşanmasaydı da meydanda oturan ahalimiz bu kadar çok bahane üreterek yaşadıkları ekonomik felaketlere bahane üretmek için bu kadar çok nefes harcamasalardı.

Dedim ya bizler ulus olarak dünyadaki tüm ülkelerden farklı olan bir milletiz.

Savaşın yaşandığı ülkelerdeki enflasyonun üzerindeki bir enflasyon konusunda bile yetkililerden açıklama beklemek yerine onların üretecekleri bahaneleri toplum olarak bizler üretir ve kendi yaşadığımız hayatları ve gerçekleri inkâr edecek kadar geçmişimizde bahane üretmeye ve dinlemeye alıştırılmış bir ulus değil miyiz?

Ancak bahanelerin insanları başarıya ulaştıramadığını görmek için geçmişine dönüp bakmayı, o günlerde bahane üretmeyenlerin çalışıp iyi yerlere geldiklerini ve bahane üretenlerin pazar yerlerinde bir kilo domatesin en ucuzunu almak için saatlerce pazar tezgâhları arasında dönüp durduğunu görmeyecek kadar da kör değil miyiz?

Yukarıda da dediğim gibi bahanelerin sadece görevlerini yerine getirmeyen, başarısızlıklarını bir süreliğine gizlemeye çalışan insanların bir enstrümanı olduğunu anlamadığımız sürece ulus olarak daha çok bahane anlatıldığı dost sohbetlerine denk geliriz.

Zaten bende dahil her birimizin başarısızlığımızın üzerini örtmeye çalıştığı bir bahanesi yok mu? 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar